
Arka: Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı, Geri kalan bölüm....
Bazı öğrenciler arkada oturmayı severler... Bu sanılanın aksine bir tembellik belirtisi değildir...
Arkada oturmayı seçen kişi, hayatın kontrolünü eline almak isteyen kişidir..
Canı istediğinde ders dinleyebilmeyi, canı istediğinde camdan dışarıyı seyredebilmeyi, canı istediğinde defterine resim karalayabilmeyi, hatta önünde oturan kişiler hakkında teoriler geliştirebilmeyi seçmiştir..
Kendini sınırlamamıştır...
Bu kişiler daha sonraları hayatta da olan bitenin arkasına bakmayı, gerekli hallerde başlarını alıp gitmeyi bilen kişilerdir ki bu güven çoğunlukla beraberinden bir iç huzuru ve başarıyı da getirir...
Hayal kurarken kaçmış dersler ve alınan düşük notların, hayatta yakalanacak başarıyla bire bir doğru orantısı olacak diye bir kaide de yoktur..
***
Ön: Bir şeyin esas tutulan yüzü, arka karşıtı, Benzerler arasında bakılan veya gidilen yönde olan...
Bazı öğrenciler ise önde oturmayı seçer... Bu bir çalışkanlık ve efendilik belirtisi olabilir ama bir eğlence vaat etmediğini düşünmüşümdür hep...
Önde oturmayı seçen kişi, kendini otoriteye sunmuş, onunla bütünleşmiş, tüm dikkatini tek yöne odaklamıştır.. Dağılmaya, dikkatsizliğe ve başarısızlığa yer yoktur..
Canı isteyince, hayal kurup, dersi kaynatmak gibi bir seçeneği kendine tanımayan bu grup kendini otoritenin insafı ile sınırlamıştır...
Akedemik anlamda yakalanan başarı hayatta yakalanır mı?
Neden olmasın, yakalanır...
Huzur? Bu da mümkün...
Başarı? Hay hay... tabii ki..
Önde oturanlarla, arkada oturanları ayıran asıl şey ise ortada oturanlardır...
Orta, Vasat, kararsız, korkak....
Ne öne, ne arkaya ait..
Derede yaprak misali... gittiği yere kadar.. belki de nehire oradan denize... yada bataklığın içinde çürümeye...
Önde oturanlara ihtiyaç var dünyamızda...
Hırslarıyla, kararlılıklarıyla insanlığı ileri taşısınlar, geliştirsinler diye...
Arkada oturanlara da ihtiyaç var..
Önde oturanların gözü köreldiğinde, hırsları zarar vermeye başladığında, insanları ileri taşımak yerine başka yerlere götürmeye başladıkları zaman onları en azından uyarabilmek için...
Monoton hayatlara bir nebze de olsa renk katabilmek için...
Ortada oturanlar...
Bilmem.. Onlar nereye çekersen gidermiş gibime geliyor...
Korksam mı, sevem mi kararsızım....
Ben mi?
Ben nereyi boş bulursam oraya otururdum...
Ama arkalara kanım daha bir kaynak sanki...
Bir de önce oldun mu arkadan sürekli bir itekleyen olur ki....
En sevmediğim şeydir...
Sırtımı duvara verip, kalanları önüme almak varken neden herkes arkama doluşsun ki?
Tabii bu noktada, arka tarafı korkaklık olarak niteleyecekler çıkacaktır aramızdan...
Artık bunu da başka bir zaman tartışırız heh....
TETA
|