
Bisiklete de binerim aslında ama güneş altında terletiyor.. Üstümdekileri değiştirme şansım yoksa eğer kaçarım koşarak terli atraksyonlardan.. Nefret ederim elbisenin insan üzerine yapışmış haline..
Yazları bu sebepten olacak yürümem, bisiklete binmem... Otostop çekerim..
Daha az konuşur, daha az düşünürüm.. Sıcak hava candır.. Dinlencedir.. Durmaktır..
Kıpırdamamaktır..

Özümde aktivistim aslında ben.. İçimde fırtınala kopuyor gün aşırı... Sinsice dışavurmaktayım kendimi, çaktırmadan.. İnceden...
Bu sadece bilinçaltımın usta bir göz tarafından röntgenlenmesi.. Yoksa ben yazları hayatta bağırmam... Bağıranlardan da haz etmem !

Prensip olarak denize ilk ayaklarımı sokarım.. Balıklama dalmam.. Isıdan memnun kalmazsam, gerisin geri yürüyüp çıkmaktan da gocunmam...
Dalgalarla boğuşmayı severim ancak her yanı dolduran ince kum konusunda ikircikliyim.. Taşlı denizlerde ayağım acır illa yüzerim... Mazallah kestane neyin olur diye her daim diken üzerindeyimdir..
(Ketane, diken.. şahane kelime oyunları yapmaktayım bilmem yakalayan oldu mu?)

Kumdan kale yapmaya bayılırım.. Kumu eşeledikçe çıkan su karşısında, petrol bulmuşçasına sevinirim.. Ancak eğer vaktim dar ise ve sevgilime içinde oturabileceği bir kale yapamıyorsam.. Ben de baş harflerimizi kuma yazarım..
İlk dalga ile silinecekmiş diye canımı hiç sıkmam, ilk dalgada okyanusun bir parçası olacağız diye hayaller kurup, sevinirim...
Durm böyle işte gençler...
Sevgilerrr...
TETA
Not: Ihlamur ağacı resmi çekebilir misin sevgili T? Yaz demek ıhlamur kokusu demek... Üzerine bir kaç satır karalamadan olmaz !!!
Not 2: Türkiye'yi ne rahatlatacak biliyor musunuz?? Amiyane tabirimin kusuruna bakmayım ama bence Behlül ile Bihter şöyle emmeli gömmeli bir halvet olsalar memleket rahatlayacak !
Hadi hayırlısı !
|